Ulus olarak yılgınlık, yorgunluk, bıkkınlık göstermeyelim.
Hüzünlenmeyelim…
Hedefsiz yaşamayalım.
Şayet inanıyorsak;
Gelecekte üstün olan, halkımız ve milletimiz olacaktır.
Yurttaşlarımızın birbirine olan bağlılığı, birbirlerine kenetlenerek inşa edilmiş bir binanın duvarları gibi olmalıdır.
Bu yıllar da milletimiz ve coğrafyamız olarak yine bir sınavdan geçiyoruz.
Tıp kı İSTİKLAL SAVAŞIN da olduğu gibi.
Bizi birbirimizi düşürmek, gücümüzü zayıflatmak isteyen EMPERYAL güçler tarafından.
Ülkemiz bir ateş çemberinin içine çekilmek istenmektedir.
Bu oyuna gelmemeli.
Gelmediğimize kanıtlamalıyız.
Mezhep, meşrep, ırk, renk, coğrafya ayrımı gözetmeksizin, kardeşliğimiz için,
Birlik ve beraberliğimizi bozmadan yaşamalıyız.
EMPERYAL güçler bu birlik ve beraberliğimizi, bugün hedef almış durumdalar.
Yorulmayacağız.
Bu günler de ülke olarak, büyük üzüntüler içinde yaşıyoruz.
Yeter ki;
Millet olarak, ulus olarak, ülke olarak, her türlü fitne, hile, tuzak oyunlara karşı uyanık olalım.
Aksi takdir de;
Terörün, onu yönlendiren karanlık mihrakların emellerine alet olacağımızı asla unutmayalım.
Ateş ocağa düştü mü?
Acıyı o zaman anlarız.
Çünkü sadece oraya yakar ateş.
Gerisi boş laftır.
Sonuçta;
Bir iki taziye, sonra Fatiha, üç beş gün sonra unutulur gideriz.
Oysa, ki;
Benim sessiz, sade, işinde, gücünde milletim suskun ve yalnız kalmıştır.
Kızmayın, ama;
Benim gibi, senin gibi, onun gibi olmayalım.
Doğru değil mi?
Bu günlerde, Memleket suskun. Halk suskun. Ulus suskun.
İKTİDAR suskun.
ANA ve YAVRU MUHALEFET ne yapar bu ülkede?
Yok sa;
Muhalefet yapmaya, veya yaptırılmaya beceremiyorlar mı?
Onun için mi acaba bu sessiz yığınlar.
Çünkü bu millet hep kavganın dışında mı? Bırakılmak isteniyor.
Ama;
Vatan bekçileri halk çocukları.
Var yaaaa… O yeter mi? Diyorlar.
Eyyy… Halkım;
Ben yazan olarak hep karamsar mıyım?
Bundan sonra ne olacak? Diyorum.
Göreceğiz. Ya da göremeye biliriz.
Bunun için yazmaya devam edeceğim.
Ya da konuşacağım.
Belki de bundan sonra;
Ya yazacağız, ya da susturulacağız.
Susmaya da niyetim yok.
Önemli olan bugünümüz, yarınımız belki de yarınlarımız.
Bizim milli duygularımız kabardığı gün;
Plakasız araçların lastiklerini patlatan vatandaş olduğumuz gün,
Kendini ezen tekere çomak soktuğumuz gün,
Bu gidişatın bu günlerin, hayır denildiği gün demektir.
Ya bundan sonrası;
Umarım;
"Beni, bana rağmen yönetemezsin" diyen, milli irade bu kadarla da kalmayacak.
Halk olarak da;
"Kaybedecek çok şeyi olanlar"
KAZANACAK ya, gerisi teferruat kalacak.
Bu gün ülkemiz de bir duyarsızlık aldı başına gidiyor.
Kimsenin umurunda değil sanki memleket.
Gazetelerimizin manşetlerinde ÖLÜM. Var mı?
Var.
Sür manşetlerinde MAGAZİN. Var mı?
Var.
Sosyal medyamız,
Dedi kodu ve moda haberleriyle dolu mu?
Dolu.
Eğlence yerlerinde gece yaşamları devam ediyor mu?
Ediyor.
Gece hayatları tam gaz mı?
Tam gaz.
Eee… ne yapalım.
Mehmetçiğimiz, güvenlik güçlerimiz mevzilerde, siperlerde. Var ya…
Yetmez mi?
Eğlenmeye devam.
Nereye gidiyoruz
Daha nasıl yaşayacağız.
Biliniz ki, TÜRKİYEM.
Kendisi için hazırlanan planların, işbirlikçileri sayesinde yaşama geçirilen planın karanlığına girdik.
Acı yüklü bulutlar üzerimizde.
Daha çoook… Ölüm yağdıracak.
Kimin umurunda!...
Sahi… kimin umurun da!...
Esen kalınız efendim.







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.