Yağmur yağdı. Rahmet oldu.
Kar yağdı. Ayaz oldu.
Karakış geldi. Havalar soğudu.
Sıcacık yaşam sürdürenler rahat. Soğukta karda, kışta yaşayanlar yalın ayak, başı açık tir tir titriyor.
Üşüyenler, ıslananlar, acıkanlar, avuçlarını ovalayıp perişan halde yaşam savaşı veriyorlar.
Sonuçta, Allaha şükredip, hamd olsun deyip duruyoruz.
Varsa, kırık dökük, derme çatma evlerimizde, pencereden giren ayaz yine de hamd olsun diyor insanlarımız beterin de beteri var demeye devam ediyor.
Akşam eve gelince;
Çocuklar baba, hanımlar bey, ne olacak bu halimiz diye diye sızlanıp duruyorlar.
Yaşam aynı han, aynı hamam devam ediyor.
Asgari ücretli gıdım gıdım yaşamaya devam ediyor.
Masa başındaki memurum yarı aç, yarı tok yaşam savaşını devam ediyor.
Emekli insanlarımız sızlanmayın, bu böyle devam edecek.
Öğrencilerimiz okullarını yarı aç yarı tok, gitmeye devam edecek.
Köydeki Mehmet emmi bulguru yemeye devam edecek.
Mehmetçiklerimiz vatan için nöbet tutmayı devam edecek.
Kimler bu yaşamdan mutlu dersiniz.
Biz halkımız mı?
Yoksa bir avuç azınlık kapitalistler mi? Tuzu kurular mı? bizi yönetenler mi?
Bunların bir eli yağda, diğer eli balda.
Bunlar bu dünyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanmaya devam ederken, sanki dünya avuçlarının içinde yaşamaya devam ediyorlar.
Eyyy… Halkım
Sen bu yaşamın neresindesin?
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.
Biz ne zaman huzur, Ne zaman Gün yüzüne göreceğiz?

Hiç düşündünüz mü?
Vatanımız için, ülkemiz için biz canımızı veririz de, bizi, yönetenlere ne demeli.
İslamiyet dünya dinleri için de, en kutsalı olan bizim dinimizdir.
Rabbimiz bizleri yaratmış. Düşünsünler, doğruları bulsunlar diye.
Biz ki;
Kendi aramız da Müslüman Müslümanı kırdırıp duruyoruz.
Kin, nefret, öfke seli hep bizlerin yanında mı olacak?
Kim kimi yok etmeye çalışıyor.
Bu güzel yurdumun toprakların da yaşayan halkımız bizim halkımız değil mi?
Ayrılık, ayrımcılık niye?
Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, ortak kaygımız VATANIMIZ olsun.
Kapitalizm aldı başına gidiyor.
Eyyy… Halkım biz kapitalizm ve Emperyalizmin oyuncağı haline getirildik.
Bunun için yağmur yağdığında ıslanıyor, kar yağdığın da üşüyoruz.
Kısacası ısınamadığımız gibi, yaşamaya devam ediyoruz.
Bunun için karnımız yarı aç, yarı tok yaşam savaşı veriyoruz.
Köylerimiz deki evlerimize bakalım;
Derme, çatma virane yuvalar, kerpiç evlerde yaşayan insanlarımız.
Şehirlerimize bakalım;
Bir tarafı gecekondu, baraka evler, bir tarafta da villalar rezidanslar.
Bu villalar da oturanlar sütlü keçinin mor oğlağı da, biz halkımız kısır keçinin cılız oğlağı mıyız?
Kimileri rezidanslar da yaşam sürdürüp, günlerini gün ederken,
Kimileri de kerpiç baraka evler de yaşamaya çalışıyor.
İşte biz halk olarak bu duruma hamdolsun demeye devam ediyoruz.
Biz yüreğimizle canla başla çalışırken,
Sazımızın teline dokunduğumuz da
Zurnanın, kavalın sesini üflediğimiz de
Kemençenin, kemanın yayını sürdüğümüz de
İşte bu benim insanım, bu benim yağız ANADOLU halkım diyebiliyor muyuz?
Nerde şimdi o nesil kalmadı.
Bu nesil nerde kapitalizmin, emperyalizmin marka değerleri var, marka özentisi olmuş durum da.
Bu günler de geçer. Bir gün gelir halk olarak inşallah mutlu sona ulaşırız diyorum.
Esen kalınız efendim.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.