Burdur il olarak Batı Akdeniz, Güney Ege ve Orta Anadolu çevresinin Yörük kültürüne yansıtmaktadır. 

Daha ziyade Batı Torosların, Eşeler Yaylası, Koçaş Yaylası, Güllük Dağı, Dirmil ve Aziziye çevresi ile 

Teke Yöresinin kültür özelliklerini yansıtan Türküleri ve oyun havaları ile tanınmaktadır. 

Efelerin harman olduğu, yer olarak bilinen Teke yöresi ve Burdur çevresinde, en ağırından, en hızlısına kadar efe oyunları oynanmaktadır. 

Aynı zaman da oyun havaları çalınmaktadır. 

Burdur ve Teke yöresinde, Türkülerle oyunlar iç içedir. 

Her Türkünün, her havanın bir oyun şekli, bir figürü vardır. 

Yakılan Türkülerin konularını, efelik, sevda, ölüm, askerlik, gurbet, kız kaçırma havaları gibi şivesel özellikler teşkil etmektedir. 

Dağlarda çobanlarının çaldığı kavalının, 

Köy düğünlerinde çalınan davul, zurna, sipsi, kabak kemani ve bağlamanın her nağmesinde, 

Burdur’un otantik folklor özelliklerini görmek mümkündür. 

Türküler ve oyunların da; Folklorun diğer dalların da olduğu gibi, geçmişin izlerini yaşatan, söyleyen ve oynayan insanlarının ruh güzelliğini, inceliğini, duygu sanatını bozmadan günümüze taşıyan özellikler yansıtılmaktadır. 

Burdur toplumunu etkileyen kahramanlık, sevda, gurbet, kız kaçırma, yangın gibi elim ve duygusal olaylar sonucu yakılan türküler, halk arasında da ve müzik aletleriyle söylenmektedir. 

Şu Çavdır’ın Hanları, 

Arvallılı Hatça, 

Dirmil Yayla Yolları, 

Kabardıç. 

Ali bey, 

Türkülerinin ağıtları, Burdur ve Teke Yöresinde söylenen kına havaları, gelin ağlatma havaları gibi sipsili, curalı, bağlamalı havalar insanlarının vücut yapılarını okşamaktadır. 

Burdur’un yetiştirdiği birçok mahalli sanatçı bu söylemlere bağlamasıyla, sipsisiyle, zurnasıyla, curasıyla, kavalıyla, kabak kemanesiyle dillendirerek sözlerini ifşa etmektedirler. 

Burdur ve çevresin de halk arasında şöyle sözler hala söylene gelmektedir. 

“Ne varsa yine eskiler de var” 

İnsan yürekten söylemeli, yürekten dinlemeli. Yürekten yaşamalı. 

Denilmektedir. İşte; 

Toplumumuz müziklerini, geleneklerini örf ve adetlerini yaşatabildikleri sürece ayakta dururlar. 

Biz Türk Halkı olarak, bu ulu çınarlarımıza, sağlam köklerimizi diri ve canlı olarak sahip çıkmalıyız. 

Gerçek sesler, gerçek müzikler, gerçek sanatçılar Anadolu’ muzun çeşitli yörelerin de yaşamaktadır. 

Ancak bugün; 

Televizyonlar da izlemekte olduğumuz sanatçılar var mı?... Var. 

Bu tip sanatçılar hepsi de para için sanat yapıyorlar mı?... Evet yapıyorlar. 

Ama; 

Yereldeki sanatçılarımıza bilen var mı?... Yok. 

Hatta çoğu insanlarımız bile onlara tanımıyorlar. 

Bir örnekle yazımı bitirmek istiyorum. 

Tıngır elek, tıngır saç. 

Elim hamur, garnım aç. 



Güllük Dağı arpalık, 

Eğer saban sürerse. 

Her haneye bir tavuk, 

Eğer köylü verirse. 



Her haneye bir değirmen, 

Eğer suyu da gelirse. 

Bu gidiş iyi gidiş değil, 

Eğer sonu gelirse. 

Kültürlerimizi yaşatmak, geleneklerimizi sürdürmek, mahalli sanatçılarımızı ödüllendirmek bizim ve Devletimizin görev anlayışımız olmalıdır. 

Bu gerçek değil mi? 

Esen kalınız efendim. 

NOT: Bazı sözcükler şive özelliklerine göre yansıtıldı. 






 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner54

banner53