Kapıdan giren ayaz, odaya buz gibi yapıyor.
Soğuk ki, ne soğuk.
Yaşam soğuk, cep soğuk, cepken soğuk, cüzdan soğuk.
Soğuk, soğuk, soğuk.
Alo neresi sıcak.
Villa sıcak. Yat sıcak. Saray sıcak. Katlar sıcak.
Sıcacık yaşayanlar günlerini gün ederken, ömürlerini ömür katıyor.
Bir elleri yağda, bir elleri de balda.
Ama benim gariban halkım, benim gariban insanım,
Ellerini avuçlayıp yaşamaya devam ediyorlar. Yaşam savaşının çilesini çekiyorlar.
Cüzdanlar boş, cep delik, cepken delik, cepte kevgir delik.
Ne tarafa baksak çuvalın altı boş, üstü boş.
Boş… Boş… Boş.
Bir hırka alabilmek, eve ekmek götüre bilmek için çabalayıp duruyor.
Kışın ayazı iliğine kadar işlemiş.
Eee,
Ne de olsa yurdum insanıyız.
Ne de olsa Anadolu insanıyız.
Ne de olsa vatan kurtaranlarız.
İş var mı?
İş yerinde çalıştığının karşılığını alabiliyor musun?
Burnundan akan sümük, gözünden dökülen yaş, yorgunluk alameti değil mi?
Çalış… Çalış… Çalış.
Ne de olsa seni idare edenler var.
Yasalar onlara göre yapılıyor. Mevzuatlar onlara göre çalışıyor.
Biz ise yazın sıcakta, kışın soğukta çalışıp uğraş vermeye kar sanıyoruz.
Seçim zamanı geldi mi hatırlanır, oylar sandığa girdi mi de, ne halin varsa gör deniliyor.
Mecliste yasalar hazırlanırken, çok güzel edebiyatlar söylenir. Her şey güllük gülistanlık olur.
Her vekil, benim milletim, benim halkım der, ama halka inanan kaç kişi çıkar içlerin de.
Bu günler de saray, siyasi planları uğruna Türkiye nin kaderiyle oynuyor, koskoca ülkemize adeta ateşe sürüklüyor.
Açılım denen oyunlarla PKK yı şımarttılar. O hainler Güneydoğu da askerimizi, polisimizi şehit ediyor. Yetmezmiş gibi, yanlış politikalar yüzünden tüm dünyayı karşımıza aldık, savaş kapımıza dayandı.
Eyyy… İktidar;
Eyyy… Muhalefet;
Eyyy… Siyasi partilerin milletvekilleri,
Halk savaş, mavaş istemiyor.
Halk yaşamak, komşularımızla huzur için de geçim yapmak istiyor.
Türkiye mi ze, Türk Halkımıza merak ediyoruz değil mi?
Söyleyeyim. Yazmaya devam edeceğim.
Suriye deki kanlı matematiksel denklemin bir parçası olmaya ve kara hareketiyle, kolay çıkamayacağı bir bataklığa girmeye pek hevesli olan Türkiye mizin düşmanları IŞİD, Suriye ordusu, RUSYA ve YPG. Şimdilik bunlar görünüyor.
Grafiğin en ilginç yönü,
Ülke ya da grubun İSRAİL i düşmanlarına eklememiş olması değil mi?
En karmaşık matematik denklemlerini bile yaya bırakan Suriye iç savaşına, bölgesel güçlerin yanın da, bir çok çıkarcı azmış ülkeler de dahil olmuş değil mi?
Bakınız AKDENİZE:
Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Belçika, İspanya Kanada, Portekiz, Yunanistan, Hollanda, Danimarka hatta Çin gibi uzak, yakın birçok ülkenin gemileri cirit atmıyor mu?
Suriye toprakları da onlarca ülkenin askeri güçleri, ajanlarıyla kaynamıyor mu?
Hepsi de IŞİD terörünü, SURİYE yi girerek doğal yer altı kaynaklarına el atmak için giriş bileti olarak kullan mı yor mu?
Bu kadar çok ülkenin katıldığı bir savaşı "DÜNYA SAVAŞI" olarak adlandırmak için ne yapmak gerekiyor?
Savaşın dehşetini yakından görmüş akıllı bir bilim adamı olan "ALBERT EİNTEİN"
"Üçüncü Dünya Savaşını" bilmem ama, "Dördüncü Dünya Savaşı" taşlarla sopalarla yapılacak demişti.
Bunun için yönetenlerimize diyorum ki;
Geliniz bir olalım, halkımıza düşünelim, ülkemize düşünelim, arı kovanına çomak sokmadan
Ülkemizin bütünlüğü için, var gücümüzle çalışalım.
Esen kalınız efendim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.