Vuracaksın yiğide kamçıyı ki, kendine gelebilsin.
O kişi kabına sığmasın.
Böylece; kişinin yiğitlikte ki rüştü kanıtlanabilsin.
Ya da elinde kamçısı olsun ki, yiğit olduğu anlaşılabilsin.
Arkasına saklanan borçlanmanın kılıfı olsun bu sözler.
Kim ne zaman, nerede, niçin bu sözleri kullanmış bilmiyoruz.
Ama;
Bilinen gerçek bir şey var.
Adı, BORÇLANMA.
Kim borçlu dersek.
Halk borçlu.
Doğmamış çocuk borçlu.
Doğa borçlu.
Ülkemiz borçlu.
Kimler nereye borçlu?
Halkımız bankalara borçlu.
Ülkemiz emperyalist güçlere borçlu.
Bakıyoruz, ülkemizdeki bankalara, öyle şaşalı reklam yapıyorlar ki,
Sanki bedava para dağıtıyorlar havasındalar.
Her biri bir yandan "GEL BANA, GEL BANA" diyor.
Gazete sayfaların da, TV ekranlarında çarşaf, çarşaf rengarenk reklamlar.
Halkımız da harıl harıl banka kuyruklarında.
Aybaşı geldi mi, cepler boş, cepken boş halk faiz ödeme peşin de.
Halkımız da bu gidişe yorgan açmış gidiyor.
Kredi kartları desek carttt… carttt…geçiyor.
Krediler ise küçük küçük yazılarla, güzel güzel imzalarla donatılıyor.
At be kardeşim at. Neyi atıyoruz, geleceği değil, günü kurtarıyoruz.
Sonumuzu düşünmeden ha bire kredi ile yaşam savaşı veriyoruz.
Yetmiyor bi… daha… bi… daha… Çek babam çek.
Sonuç, hüsran, rezalet kevgire dönmüş insan.
Ülkemize dersek, AB ülkelerinden, Arap ülkelerinden durmadan kredi alarak borçlanıyoruz.
Borç gırtlağa kadar dayandı. Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki kapitülasyonlar ödünü gibi.
Şöyle bir tabir kullansak, yanlış mı söylemiş oluyoruz.
At izinin, it izine karıştığı bir ortam ve düzenden geçiyor ve yaşıyoruz.
Toplumumuz öyle uyutulmaya çalışılıyor ki,
Masal ülkesinde mi yaşıyoruz, diye düşünüyorum.
Her yanımız alev, alev yanıyor. İnsanlarımız borç içinde.
Herkes söylüyor, yazıyor. Ben de yazma gereksinimini duydum.
Cumhuriyetimizin, demokrasimizin, ekonomimizin, laik sistemimizin en zor dönemini yaşıyoruz.
Şahsen atmış beş yıllık ömrümde böyle ekonomik sistem yaşamamıştım.
Ülke yönetimi için verilen her yanlış kararın, ülkemiz de hüküm süren öfke ve şiddet ikliminin sonuçlarını da biz halk olarak ödemek zorun da kalıyoruz.
Nasıl çıkacağız bu karanlık günlerden inanın bilemiyorum.
Zaten hepimizin acısını da, öfkesini de, borç batağında oluşumuzu da katmerlendiren bu yönetim değil mi?
Biz halk olarak şapkamıza önümüze eğip, çıkaralım.
Bir düşünelim. İnanarak düşünelim.
Yarın ne olacak bilemiyorum.
Sabah uyandığımız da bizi neler bekliyor göremiyorum.
Değer verdiğimiz yönetenler, senin değerini bilmiyorsa, bırakınız kendi değerleriyle baş başa kalsınlar.
Günün adamı olmaya çalışmayalım. Gerçeğin adamı olmaya çalışalım.
Çünkü; Gün değişir de, gerçek değişmez diyorum.
Derdi dünya da olanın, dünya kadar derdi olur.
Susarak unutmayı, yaşayarak çalışmayı,
Güvenerek aldanmayı, severek kaybetmeyi,
Öğrenmiş bir insan için YALNIZLIK dert değil, tam tersine zevktir.
Dervişe sormuşlar,
Borçtan kurtulmak için ne yapabiliriz diye,
Cevap vermiş. UZAKLAŞARAK.
Doğru mu? Yanlış mı? söylemiş siz karar verin.
Esen kalınız efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.