Hiç düşündünüz mü?

  Ülkelerini yönetenler,hatta onlara da yönettirinlerin iradesi doğrultusunda

sevgi dolu bir toplum oluşturmak,neden istenmez?

  Çünkü sevgi dolu,barış içinde yaşayan bir topluma hükmetmek,

hakim olup,dediğini yaptırtmak zordur da, ondan.

  En başta toplumu silahlanmaya,silah alıp satmaya,ikna da edemezsin,

izahta.Kışkırtamazsınız,yönetemezsiniz,savaş çıkartamazsınız.

  Sevgi dolu insanlar güçlüdür.Gücünü sevgiden alan toplumlar öfkelerine

yenik düşmezler.Onları kızdıramazsın,karıştıramazsın.

  Oysa öfke dolu,fanatik düşüncelerle korku saldığın bir topluma her şeyi

yaptırırsın.

  Öfke dolu zavallılar aslında güçsüz olanlardır.

  Onun için sana ışık tutanlara sırtını dönme! Karanlıkta kalırsın!

  Bak!

  Bu günlerde sudan sebeplerle,yan baktın,trafikte yol vermedin,beni boşadın

 tripleri ile insanlar birbirini acımazca döven,canice katleden canavara

dönüştü.

  Yapacağım tespitlerin hedefine  siyasi parti ve oluşumlarını koymuyorum.

Amacım daha ziyade sosyal sınıf ve toplum katmanlarının huzur,barış ve

refahı yerine,terör-öfke-nefret söylemlerine dayalı,siyasi ayrılıklardan

beslenen "toplumsal ayrışmanın" acı sonuçlarını irdelemek.

  Kısa bir makalede elbette hemen sonuç alacak öneriler olmayacaktır.En

azından bir tık düşünce de olsa,hafızalara kazınmasında fayda var.

***

    CUMHURİYET-DİKTATÖRLÜK

  Bu ülkenin "tek adam-tek parti"denilen,aslında siyasi konjonktürde

"diktatörlük"olarak adlandırılan 27 yıllık(1923-1950) süreçte,demokrasi ve

insani değerler açısından hiçte iyi sınavlar vermediği dönemleri de olmuştur.

  Faşizm-sosyal demokrasi-komünizm değerleri arasında sıkışıp kalan CHP

günümüze kadar gelen özellikle son 70 yıllık zaman içinde bu kavram

kargaşaları yüzünden istediği siyasi başarı çizgisini bir türlü yakalayamamıştır.

  Nazım Hikmet,Sabahattin Ali gibi edebi şahsiyetlerin isimleri şemsiyesi

altında pek çok yazar,çizer tayfası,düşün insanları "tek adam"dönemlerinde

telef olmuşlardır.

Sonralarda bu değerlere sahip çıkmak sol görüşe bir türlü istenen siyasi

gücü  ve desteği sağlayamamış, söylemden öteye gidememiştir.

  Ülkemiz cumhuriyetinde ilk bölünme,ilk yol ayrımı,ilk ayrışma böyle

başlamış,arkası da çorap söküğü gibi gelmiştir.

***

     DP-CHP

  On yıllık demokrasi deneyimi,sonunda siyasilerin asılmasına yol açan askeri

darbe(27 mayıs),ülke insanının kardeşin kardeşe küstüğü,siyasi olarak

kahvehanelerin bile ayrılmasına,selam sabahın kesilmesine neden olan süreç,

geleceğimizin demokrasi inşasında da kötü bir başlangıç olmuştur.

***

  SAĞ-SOL-DİN

  Bu toplumsal travma siyaseten ayrışmaya,1970'lerden itibaren de gençler

arasında sağ-sol çatışmasına,faşist-komünist-dinci veya ülkücü-dinci-solcu,

alevi-sünni cinayetlerine kadar uzanan eksende sayısız ölümlerle sonuçlanan

çizgiye taşınmıştır.

  Siyasi ve rejimsel tartışmalar,beraberinde öfke söylemlerinin büyümesine,

toplum zihninde yer etmesine,sınıfsal ayrışmanın nefret boyutuna taşınmasına

sebep olmuştur.

  Ve görüntü de olsa bile,beyinlerde asla barış sağlanamamıştır.

***

  TÜRK-KÜRT-DİNCİ

  12 eylül akskeri darbesi ile bir süre sadece ölümlere ara verilmiş,arkasından

33 yıllık zaman diliminde 50 bin cana  mal olan Türk-kürt ayrışmasına,ülkenin

resmen dilimlenmiş karpuza dönmesine sebep olmuştur.

***

  LAİK-DİNCİ-CEMAAT-TARİKAT-FETÖ

  1997-2017 arası laik-anti laik-kemalist-dinci-cemaatçi-ılımlı İslam-kürtçü gibi

kavramlar üzerinden yapılan siyasi savaşlar yargıyı,orduyu,milli eğitimi,devlet

bürokrasisinin diğer unsurlarını da içine alan,onarılması gittikçe güçleşen

erozyana,güven duygusunun zayıflamasına sebep olmuştur.

  Ülkemiz ve insanı bu güven bunalımı ve tarvmasını henüz üzerinden atamamıştır.

Herkeste bir acaba veya hayal kırıklığı hali hala devam etmektedir.

***

   FETÖ-İKTİDAR

  En büyük kutsalımız olan dinimiz "siyaset aklının ve iktidar hırsının" kurbanı

olmuştur.

  Siyaset yapanların ahlaki değerlerini, İslam ahlakı ile bağdaştırması,

birleştirmesi ve taçlandırması beklenirken; onun yerine şahsi ikbal ve

ahlaksızlıklarını dinimiz üzerinden aklamaya kalkışma çabaları, bu muazzez

dine verdikleri zarar,affedilir gibi değildir.

***

   ALEVİ-SÜNNİ

  Şu yaşadığımız günlerde ülkemizin kaldıramayacağı,ya yok olmamıza,ya da

sonumuzu hazırlayacak en büyük kaosu,"Alevi-Sünni ayrılığı ve çatışması"

senaryosunun gerçekleşmesidir.

  Bu topraklarda yaşayan,ırkı,meşrebi,meşvereti ne olursa olsun hepimiz

bu son kalemizi korumak adına dört elle birbirimize sarılmamız lazım.

  Aksini düşünen var ise Alevi Esad'ın ülkesini ne hale getirdiğini görsün yeter.

Onun Alevi olmasına fazla takılmayın!Farz edin ki Sünni Esad olsun.

Ne değişecekti ki?

   EVET-HAYIR...REFERANDUM

  Aslında toplum mühendisliği güncellemesinin kapısını açacak anayasa

değişikliğini "rejim sorunu"paranoyası haline getirenleri anlamakta halkın

ciddi sıkıntıları var.Toplumun iç dinamiklerinde resmen bir atalet hali oluştu.

Bir anda kendimizi boşluğun içinde imişiz gibi hissetmeye başladık.

  İnsanlar ne siyasileri görmek,ne de duymak istiyorlar.Siyasetin baş

aktörlerini ya kapalı alanlarda partilileri,ya da açık alanda cemaat mensupları

izler hale dönüştü. Herkeste "16 nisan bir an önce gelse de kurtulsak"der

gibi bir hava hakim.

  Sanki evet-hayır metaforu değil de,ayrıştırılan beyinler haline getirilen

bireyler konumuna geldik. Aslında ne büyük açmaz. Ne büyük aymazlık.

***

   KAOS-AYRIŞMA-ÖTEKİLEŞTİRME VE SONUÇLARI

  Şu anda her türlü dış ve iç odaklı komplolara,tuzaklara ve olası parçalanma-

bölünme olaylarına son derece açık hale gelen ülkemiz ve insanı, basiretli,

sağduyulu,kararlı,işbilir yeni devlet adamlarına ihtiyaç duyar hale gelmiştir.

***

  Mesele kim veya kimlerin üzerimizde nasıl bir oyun oynadığı tespitini yapmak

değil,ortak akılla sosyal ve siyasi sorunlarımızı nasıl çözeceğimiz iradesini

ortaya koymaktır.Bu külli irade henüz ortalarda gözükmüyor.

***

  Bir toplumda,lider kendiliğinden çıkmaz!Şahsın kendisinin istemesi ile de olmaz!

  Kararlı,üretken,tek ses,tek yürek olan bir toplum kendi içinden liderini çıkarır.

Çıkaramayan da zaten millet değildir,devlet olmayı da beceremez,hak da etmez.

Senaryo-komplo ve dayatmalarla karşımıza çıkan liderlerin yöneteceği ülkeden

ve toplumdan,gelecek adına pozitif anlamda ne beklenir ki?

***

  Siyaset yapma,ülke yönetme zihniyetini ve becerisini zerre kadar onaylamadığım

ama,son 15 yıllık siyasi serüvenin baş aktörü R.T.E'ın tek bir vurgusuna tüm

kalbimle ve vatandaşlık bilincim ile katılıyorum:

Tek vatan.

Tek devlet.

Tek bayrak.

Tek millet..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.