Anadolu topraklarımız,

Binlerce yıldır gelip geçenlerin,

Gelip kalanların, Yurt edinenlerin,

Gelip de kalmayanların,

Yani bugünkü isimleri ile söylenilen;

Türkler’ in, Kürtler’ in, Yörükler’ in, Çerkezler ’in, Gürcüler’  in, Abazalar’ın,  Ermeniler’ in, Yahudiler’ in, Rumlar’ ın, Romanlar’ ın daha birçok kökenden kimliklerin biriktirdiği zenginleştirdiği bir mozaiktir.

Anadolu bir kültürdür. Bir Edebiyattır. Bir Tarihtir.

Şimdi bu mozaik sözü edildiğinde birilerinin de “ NE MOZAİĞİ ULAN” dediğini duyar gibi oluyorum. Onun için bu tip kişilerin muhatap alınacak kişiler olduğunu bile inanmıyorum.

… ve de bu sözden kendine vazife çıkaranların yarattığı şiddet dalgasının bu yaşadığımız günlerde linç noktasına kadar tırmandığını görmemek acaba mümkün mü?

Biz nasıl geldik buralara diye hiç düşünmüyor muyuz?

Türk’ ün, Kürt’ e.

Kürt’ün, Türk’e.

Düşmanca baktığı,

Alevi ile sün ni’ in kutuplaştırılmak istendiği toplumumuzun,

Laik, Şeriatçı ve de başka dillerden,

Ya da dinsiz insanların tamamen yok sayıldığı günlere nasıl geliyoruz.

Ulusal kimliğimizin devlet eliyle oluşturulduğu, yani mozaiğin taşlarının tek renge boyanmaya çalışıldığı bir ülkenin,

Kuruluş dönemi yaşayan genç Cumhuriyet yöneticileri;

Türk Devletinin temelinde oluşturulan bir resmi ideolojiyi, toplumumuzun etnik çeşitliliğinin üzerine örtmeye çalışmasınlar.

Ama Anadolu’dan tek bir millet çıkarmak binlerce yıllık birikimler nedeniyle oldukça zorlu geçecek bir sürece gerektiriyor.

Türk etnik kimliğinden olmayan,

Farklı etnik özellikler taşıyan toplumların,

Bu tepeden politikalar karşısında seçenekleri ya Türkleşmek ve yönetici elit indinde muteberleştirmek ya da direnmektir.

Cumhuriyet tarihimiz bu politikaların yarattığı birçok toplumsal hadise ile doludur.

Karşılıklı ruhsal kopuşların arttığı, değişik saflaşmaların ve cephe yaratma çabalarının çoğaldığı bu süreçte bütün ayrışma ve saflaşmalarda toplumumuza dayatılan taraf olma siyasetlerine karşı” Başka bir yol daha var, o da bir arada yaşamaktır”.

Diyerek yeni bir demokratik duruş sergilemektedir.

Bu gün bakıyorum da kaliteli insanlar çoğunlukla yalnızdırlar.

Neden mi? Dersiniz.

Çünkü;

Bu tip insanların çizgileri sabittirler.

Yaranmak, yalakalık uğruna çizgilerinden asla ve asla sapmazlar.

Yalaka değillerdir.

Yapmacık değillerdir.

Esnek ve gevşek hiç mi hiç değillerdir.

Kişilikleri sabittir.

Kişiden kişiye göre şekillenmezler.

Nettirler.

Dürüsttürler.

Yüreklidirler.

Karakterleri sabittirler.

Karşısındakilerine göre değişiklik göstermezler.

Konuştukları dilleri ile, içleri birdirler.

Herkese aynı değildirler.

Kimsenin oyuncağı olmazlar.

Menfaate göre samimiyet kurmazlar.

Bunun yanı sıra insanlar para kazanabilmek için sağlığını verirler.

Sonra,

Sağlıklarını kazanmak için ise parasını verirler.

Geleceklerini düşünürken de;

Yaşamakta olduğu günleri unutmaktadırlar.

Böylece;

Ne bu günü yaşarlar, ne de geleceklerini.

Aslın da,

Ölüm yokmuşcasını yaşarken, yaşamamış gibi ölürler…

Esen kalınız efendim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.