Eğitimini aldığınız bir bilim dışındaki öğrendiğiniz her
bilgi ve deneyim,sizin ekstra hazineniz gibidir.
İster resmi,ister özel,herhangi bir kurumun başına
geçtiğinizde,mesleğiniz dışında olmasına rağmen yönetmek
zorunda olduğunuz departmanların faaliyetleri ile ilgili
önünüze bırakılan rapor ve dosyadaki bilgilerin doğruluğu
konusunda tereddüt geçirirsiniz.
Emin olmak için raporu getirene"Tamam mı,doğru mu"
diye sorarak verenden destek isterseniz,sizi anlamıyorsunuz
diye yanıltan da olur.
Bu da sizi kamuoyu nezdinde komik veya güç duruma
düşürebilir.Düzeltmeye kalkmakta üstüne"tüy dikmek"
gibi bir hal alır.
Halisane niyetlerle insanlık ve ülke adına bir şeyler
yapayım derken,bazende lüzumsuz ve anlamsız işlere
el atarsınız.
Ya da işgüzar bir görevli çalışıyor görünmek
adına sizi bir dolduruşa getirir,kendinizi bir bakmışsınız
uçurumun kenarında bulursunuz.
Sizi o işe bulaştıranı da ararsınız,bulamazsınız.
*******
Siyasette kırmızı plaka adamı bazen baştan çıkarır.
Size teklif edilen koltuğun cazibesine kapılıp "he"dediğiniz
anda "diken üstünde şöhret"hayatınız başlar.
Pişkin iseniz,sorun yok.Ama koltuk ile aldığınız eğitim
arasında tezat varsa sıkıntı var demektir.Mesela ilahiyat
profesörü olup,eğer sağlık bakanı olmayı kabul ederseniz,
hastanelerde mescid olup olmadığı dikkatinizi çeker,
talimat verir yaptırırsınız.
Düşünsenize adalet bakanının tıp doktoru olduğunu.
"Ey hakimler yüksek kurulu!Bu meseleye neşter vurun.
Bu katillerin,ırz düşmanlarının ciğerini sökün!"derse ne olacak?
***********
Gerçek bir olay.Avukat beyimiz spor bakanı oldu.
Memleketinde ilk beyanatı"Sevgili taraftarlar!Takımımıza
bakanlık olarak destek olacağız.Tesisler yapacağız.
Şampiyonluklar yaşayacağız".
Sezon sonu son maç.Şehrinin takımının şampiyonluk
maçına geldiğini zanneden spor bakanına"sayın bakanım
alkışladığınız o takım rakibimiz.Bu son maçımız.Alırsak
kümede kalacağız.Yenilirsek küme düşeceğiz".
Birden bakanın işi çıktı.Maç bitmeden gitti.Sonradan
gazetelerden öğrenildi ki,tesisleşme konusunda büyük
gayretlerle soğuk olan soyunma odasına sadece kömür
sobası alınabilmiş.

**********
Yaşanmış olay..Beyimiz bir aylık parlamenter.
Heyecan diz boyu.İşi olsun olmasın her gün mecliste.
Binada kaybolmamak için koridorları ezberliyor.Ara sıra
meclis kütüphanesinde "önerge nasıl yazılır,verilir.Kanun
taslağı nasıl hazırlanır"harıl harıl onları öğreniyor.
Akşam olur,evine gider bizim vekil.Karısı kapıyı
açar,boynuna sarılır."Bakanım benim"der.Adamda içinden
"ulen kadın 30 yıldır baktık,şimdi mi aklına geldi"der.
İşin esası sonra belli olur.Adam bakan olmuştur
gerçekten.Yalnız karısı telefonda söylemelerine rağmen
heyecandan ne bakanı olduğunu unutmuştur..
O zaman bir tek kanal trt televizyonu var.Haber
saati geçmiş.Ev telefonundan arayıp tebrik eden edene.
Ama adam hala ne bakanı olduğunu bilmemektedir.
M.vekili arkadaşları dalga geçer diyene bakanı olduğunu
oonlara da soramaz.
Gece yarısı kapanış haberlerini Trt'den izlerken "pat",
elektrikler kesilir.Yine öğrenemez.
Heyecandan uyuyamayan çiçeği burnunda bakan
sabah karşı usulcacık acele pijamasının üstüne pardesünü
giyip,sokağa çıkar.
En yakındaki gazete bayisine kadar gider.Ortalık yarı
aydınlık,kimsecikler yoktur.
Daha gazete demetleri açılmamıştır.Eğilip birisinin ipini
koparırken,sırtında"güm" bir tekme,burun üstü çakılır.Üstünde
tepinen adam,dükkanını açmaya gelen gazete bayisidir.
"Hırsız"diye bağırır,adam şok vaziyette "ben vekilim"der,ama
inandıramaz.
Tesadüfen geçen bir bekçi adamı gazete bayinin elinden
kurtarır.Bakana kelepçeyi takar."Vekilim der olmaz.Bakanım der.
Bekçi çüş "der.Adamın altında Sümerbank pazen
pijama.Üstünde fanila,üstünde pardesü.Ayağında çorap yok,
ayakkabı.Adam yine tekrar eder"ben bakanım".Acırlar.
"Hemşehrim seni doktora götürelim mi"diye sorarlar.
Neyse gazeteye bakmak akıllarına gelir.Bir bakarlar resim
adama benziyor.
Siyasetin gizli tarihine geçen"bir bakan"..
***************
Mesleğini yazmayayım ayıp olur.Vekilimiz devlet bakanı
olmuştur.Sorumlu olduğu konuyu da yazmayayım.Sadece
şöyle bir benzetme yapayım.
Yeşilay başkanının Tekel bakanı olması gibi bir şey.
************
Bizzat kendisinden dinlediğim bir bakan anekdotu..
Vekilimiz bakan olur.Başlar ülkeyi gezmeye.Siyaset
kuralı,"kedi bile sünnet"olsa mutlaka kurdele kesilecek.
Bakanı her yerde kalabalıklar karşılar.Arabadan inince
tokalaşmalar,alkışlar,hoşgeldin sesleri.Ortalık savaş alanı
gibi olur.
Temel atmalar,açılışlar,törenler,nutuklar.Akşam olur,
bakan beyimiz yorulur.Ertesi günü yine yollara..
Bakan bey arabadan iner,kalabalıkta kapının kenarında
duran ilk insanın elini sıkar,adamın yüzüne dikkatli bakar,
"sanki sizi bir yerlerden hatırlar gibiyim"der.
Adam hemen yanıt verir:"Sayın bakanım ben sizin
korumanızım .Dünden beri arabadan her inişinizde ilk önce
benim elimi sıkıyorsunuz"..
************

Not...Okul üzümü konusunda ileride canımızı sıkacak bir gelişmeyi
şimdi(Salı saat 14.30)duydum.Umarım düşündüklerim çıkmaz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.