Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türklüğün ve Türk tarihinin en acı günlerinde geldi. Yıkılmış bir imparatorluğun külleri, işgal edilmiş vatan topraklarının üzerinde, yok edilmek istenen bir milleti tarihi, dili, dini velhasıl bütün kültürel özellikleri ve nitelikleriyle yeniden tarihi varlık alanına çıkardı. Türklüğe tarihin en onurlu, en saygın ve en yüksel devirlerini açtı. Türklük düşüncesine ve hayat tarzına sonsuz ve geleceğe yönelik ivme kazandırdı. Türk Mi...lletinin bağımsızlığını, özgürlüğünü, özgüvenini sağladı. Onun yüksek bir insan toplumu olma aşkını ve şuurunu uyandırdı. Yeni, milli, laik, çağdaş, hukukun üstünlüğünün esas olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu. Yeni devletin temeli büyük Türk Milletinin, siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel hayatında yaptığı inkılâplarla sayısız özveriler ve kan pahasına elde edilenlerin korunmasını, geliştirilmesini, devamını gerçekleştirdi. Uluslar arası toplumda ve ilişkilerde eşitliğe, barışa, milli egemenliğe ve insan haklarına, andlaşmalara uymaya ve karşılıklı saygıya ve anlayışa verdiği önem ve gösterdiği özenle yeni devleti dostluğu aranan ve vazgeçilmez olan bir konuma ulaştırdı.

Biz O'nu ne kadar anladık, ona ve eseri Türkiye Cumhuriyeti Devletine ne ölçüde sahip çıktık?

Bu gün içinde bulunduğumuz ortam, O'nu anlamadığımızı ve anlatamadığımızın açık bir göstergesi değil mi?

''Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.” demiş idi.

O, Türkçü, Türk Milliyetçisi idi.

Türkçülüğü ve Türk Milliyetçiliğini yasakladık. Aşağıladık, yok saydık.

O, dindar idi.

Laikliği dinsizlik olarak anlattık, dindarları, aşağıladık, ezdik, din kültürünü görmezden geldik, İslam'ın hoş görüsünü, güzel ahlakını anlamadık, anlamadığımız, bilmediğimiz için anlatamadık, anlatana karşı çıktık, meydanı; kökü dışarda sözde tarikatlara bıraktık.

O, ınkılapçı idi.

İnkılabı, sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflara tahakkümüne dayalı devrimcilik olarak tanıttık.

Aslın da O'nu yürekten seven milyonları yok saydık, O'nu heykellere, resimlere nutuklara hapsettik, amma NUTUK' da yazıp anlattığını okumadığımız için anlamadık. Birileri O'nun yazdıklarını, yaptıklarını cımbızlayıp kendine göre anlattı, anlatmaya devam ediyorlar.

Çare, O'nu kendi görüşleri doğrultusunda kullanmak isteyenlere müsamaha etmemektir.

Çare, O'na ve yakın çevresine akıl almaz, ahlak dışı iftiralar ile saldıranların yakalanıp, yakalanmadığı, tutuklanıp tutuklanmadığı konularında, fırtına esip, rüzgar biçmek değildir.

Çare, O'nu anlamak, yaptıklarına sahip çıkmak, yıkılanları yeniden inşa etmektir.

Selam ve Dua İle!...

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.