İşte geldi 24 Kasım eğitimcilerimizin günü.
Ama ülkemiz de eğitimimiz nereye gidiyor. Eğitimcilerimiz nereye gidiyor.
Doğru mu yapılıyor?
Yanlış mı yapılıyor?
Yarım asıra varan bir eğitim tecrübemle eğitim sistemimizi bakacak olursam, şunları anlatmam gerekir.
Bugün;
Çağdaş ve bilimsel eğitime inat, dindar nesil yetiştirme eğitimi uygulanmakta derim.
Siyasi emeller uğruna bahane yapılarak, imam hatip liseleri açmak, bu topluma ve genç nesillerimize uyuşturmaktan başka hizmeti yoktur.
Sorgulamayan ve düşünmeyen kaderci toplum yaratmanın projesi bu gün uygulanmakta olan eğitim sistemi imam hatiplerdir.
Batılı gelişmiş ülkelere uşaklıktan başka bir şey değildir bu yapılan eğitim sistemimiz.
O halde imam hatip düşüncesi ve projesi dış güçlerin dayatması ve uygulatmasından başka ne olabilir.
Başımıza ne gelmişse planlama yapamamaktan gelmiştir.
Dış güçlerin ülkemiz üzerinde uygulamak istedikleri düşüncelerden gelmektedir.
Buna da idare edenlerimiz çanak tutmaktadır.
Bugün imam hatip düşüncesi eğitim sistemimizi felç etmiştir.
Eyyy… Siyasetçiler;
Eyyy… Milli Eğitim Bakanlığı Eyyy… Talim Terbiye Kurulu.
Siz aklınıza mı yitirdiniz?
Batılı ülkelerle nasıl rekabet edeceğiz bunu hiç düşündünüz mü?
Dışa bağımlılıktan nasıl kurtulacağız?
Düşünen beyinleri nasıl yaratacağız?
Bakınız size tavsiyem tabi işinize gelirse;
Diyorum ki;
Batılı ülkeler bize teknoloji ile soyuyorlar.
Enerjileriyle de bize yoluyorlar.
Tarım da bize köleleştiriyorlar.
İmam Hatip düşüncesi ile mi beyin yaratacağız?
Bakınız;
Yıllarca emek vermiş bir eğitimci olarak, bu vatan benim. Bu Bayrak benim. Bu Türkiye benim.
Bu asker benim. Bu Anadolu benim.
Ben sahibi olduğum bu memlekette, öğretmenlerimde benim. Öğrencilerimde benim.
Bugün ülkemde kapılar kilitli.
Bu kilidi açacak anahtar lazım.
Buda ne ile olacak Çağdaş Eğitimle… Eğitimle… Eğitimle.
Mustafa Kemal ATATÜRK ne demişti.
Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez.
Din ait olduğu yerde güzeldir. Ve de orada yaşanır.
Din temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır. Demişti.
Bugün yalan yuvalandıysa dillerin ardında, haram katıldıysa servetinize malınıza,
Kırdığınız bunca gönlün ahı yakında, yediğiniz kul hakkı sırtınızda oldukça
Değil cami Kabe' ye köprü yaptırsanız ne fayda, ne çare.
Bugün öyle bir zamandan geçiyoruz ki;
Yiğit belli değil, mert belli değil,
Halk olarak, millet olarak, herkes yarasına merhem arıyor.
Dert belli değil, derman belli değil.
Bugün eğitimden çok, savunma ile uğraşıyoruz.
Ülkemizde silahlar RUS.
Zagroslar AMERİKAN.
Keskin nişancılar SIRP.
Ajanlar ise İNGİLİZ, FRANSIZ. ALMAN
Peki ; İktidar, hükümet, muhalefettekiler, bu günün vekilleri ne iş yaparlar.
Mücadele, mücadele, mücadele. Doğru mu? Acaba.
Diyorum ki;
Bu mücadele kimlere karşı yapılıyor.
Haçlılara karşı. Öyle mi?
Ne demiş zamanın Köy Enstitüleri Müdürü İsmail Hakkı TONGUÇ.
‘Elimden gelse bütün dünya okullarının ders programlarına, insanın insana sömürmemesi adlı bir ders koyardım' işte bu.
Esen kalınız efendim.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.