Atatürk 19 Mayıs 1919'da Tür yurdunu kurtarmak azim ve kararı ile Samsun'a çıktığında; vatanı kurtarmak bir kenara; kurtarmaya kalkışmanın bile delilik olduğunu, zararın neresinden dönülse kârdır zihniyetiyle boyunduruklardan boyunduruk seçmemizi tavsiye edenler bile vardı.

Amma! 29 Ekim 1923'e gelindiğinde; dünyanın ölüme mahkum ettiği, silahsız, yorgun Yüce Türk Milleti Atasının önderliğinde Anayurdu kurtarmanın ötesinde yeni bir devlet kurmayı başarabilmişti.

O günden bu güne dıştan ve içten her türlü saldırıya rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatanı ve milletiyle ayakta durmayı başarabilmesi, kim ne derse desin, Atatürk'ün attığı yapı temellerinin sağlamlığından ileri gelmektedir.

O; en zayıf, en yoksun zamanlarında dahi, istiklâl, şeref ve haysiyet uğruna hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağı azim ve kararlılıkta olduğunu biliyordu ve çünkü o Asil Türk Milletinin evladıydı.

Çünkü O,

Türkün Manevi Kuvveti :

"Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım; Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harb sahalarında olmuştur, ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek sizi temin ederim ki; bizim milletimizin manevi kuvveti, bütün milletlerin manevi kuvvetinin üstündedir."

Türkün Kahramanlığı :

"Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak… Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor, fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir bezginlik bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumayı bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir misaldir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."



" "Türküm" diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilir. En eski çağlardan beri tarihi Türk yurtlarında , Türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla tespit etmiş olanlarla, şahsen beraber olduğumu ifade etmekten duyduğum zevk ve saadet yücedir."

Türklük Şuuru:

"Şair Mehmet Emin YURDAKUL'un ilk defa Manastır Askeri İdadisi'nde öğrenciyken okuduğum "Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur." mısra ile başlayan manzumesinde, bana milli benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum. Fakat ben asıl bunu, orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu çocuğunun göz yaşlarında gördüm ve kuvveti duydum. Ondan sonra Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç kaynağım oldu."

Türklük Duygusu :

"Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir."

"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."


Türk Tarihi :

"Türkler On beş Asır evvel Asya'nın göbeğinde muazzam devletler teşkil etmiş ve insanlığın her türlü kabiliyetlerine belirti olmuş birer unsurdur. Sefirlerini Çin'e gönderen ve Bizans'ın sefirlerini kabul eden bir Türk devleti, ecdadımız olan Türk Milletinin teşkil eylediği bir devlet idi."

"Türk Milleti bin yıldan fazla bir zamandır bu topraklarda yaşama hakkına sahiptir. Bu, eskiye ait kalıntılarla tespit edilmiştir. Osmanlı Devletine gelince, bu devlet yedi asırdır yaşamaktadır ve muhteşem tarihi ve mazisiyle öğünebilir. Biz kudreti ve haşmeti bütün dünyada, Asya, Avrupa ve Afrika kıt'alarında tanınan bir milletiz. Cengâverlerimiz ve ticaret gemilerimiz okyanusları aşmışlar ve bayrağımızı Hindistan'a kadar götürmüşlerdir. Kabiliyetlerimiz, bir zamanlar sahip olduğumuz ve bütün dünyaca bilinen hakimiyetimizle ispat edilmiştir"

"Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şûmullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizim için birer borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

"Türklerin tüm dünyaya geri bir millet olarak tanıtan görüş bizim de içimize girmiştir. Evvelâ, millete, tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz."

"Eğer bir millet büyükse kendini tanımakla daha büyük olur."



Türk Milliyetçiliği:

"Biz milliyet fikrini tatbike çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz. Bunun zararlarını fazla faaliyetle telafiye çalışmalıyız. Bilirsiniz ki; milliyet nazariyesini, milliyet ülküsünü çözüp dağıtmaya çalışan nazariyelerin dünya üzerinde tatbik kabiliyeti bulunamamıştır. Çünkü; tarih, olaylar, hâdiseler ve müşahedeler insanlar ve milletler arasında hep milliyetin hâkim olduğunu göstermiştir. Ve milliyet prensibi aleyhindeki büyük ölçüde fiili tecrübelere rağmen yine milliyet hissinin öldürülemediği görülmektedir."

"Her milletin kendine mahsus gelenekleri, kendine mahsus adetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti içinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki acıdır."



Milli Ekonomi :

"Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmağa değer bir vatandır. İşte bu memleketi böyle bayındır hale, cennet haline getirecek olan, ekonomik etkenler ve ekonomik faaliyettir. Bu sebeple, öyle bir ekonomi devir lazımdır ki; artık milletimiz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrensin ve o gereklere başvursun.

Hepimizin arzusu şudur ki; bu memleketin fertleri ellerinde örnekleriyle ziraatin, ticaretin, san'atın, çalışmanın, hayatın bir temsilcisi olsun. Ve artık bu memleket böyle fakir ve bu millet aşağı değil, belki memleketimize zengin memleketi, zenginler memleketi, bu yeni Türkiye'nin adına da çalışkanlar diyarı denilsin. İşte millet böyle bir devir içinde bulunuyor ve böyle bir devre yükselecektir. Ve böyle bir devrin tarihini yazacaktır. Ve böyle bir devirde, böyle bir tarihte en büyük yer, en büyük hak çalışanlara ait olacaktır."

Milli Eğitim:

"Çocuklarımıza ve gençlerimize vereceğimiz tahsilin hududu ne olursa olsun, onlara esaslı olarak şunları öğreteceğiz:

1. Milliyetine

2. Türkiye devletine

3. Türkiye Büyük Millet Meclisine; düşman olanlarla mücadele lüzumu, fertleri bu mücadele

gerekleri ve vasıtalarıyla donanmayan milletler için yaşama hakkı yoktur. Mücadele, mücadele lazımdır."



Milli Ülkü :

"Ülkümüzü açıkça ifade etmeliyiz. Onu imanla duymalı ve onu hiç yılmadan takip etmeliyiz. Şahsi menfaatlerimizden, hasis emellerimizden sıyrılmaya ancak böyle canlı ve alevli ülkü sayesinde muvaffak olacağız.

Fakat bütün iyi niyete, gösterilen bütün yılmazlığa, kararlılık ve dayanıklılığa, meydana getirilen bütün birlik ve beraberliğe rağmen yine en güzel, en şaşmaz, en doğru zihniyetlere ve ülküleri bozmaya çalışacak insanlara tesadüf edilecektir. Öylelerine karşılık bütün millet fertleri çok sert karşılık vermelidir. Hepimiz için öylelerine karşı ezici bir birlik kitlesi şeklinde belirmemiz en zaruri bir vicdani gerektir.

Zira bu hususta bozgunculuk yapacak insanlara müsamaha göstermek, kıymet vermek, terbiye eseri değil belki bir milletin saadetine, şerefine, namusuna göz dikmiş insanlara müsamahadır ki; hiçbir vakit, hiçbir fert buna müsaade edemez. Hiç kimse buna müsaade etmek hakkına malik değildir ve siz de olmamalısınız."

Diyor, bugün örneklerini gördüğümüz bir çoklarından farklı olarak, dediklerine inanıyor ve inandırıyordu.

O, Türk Milletine inandığı ve millet de ona inandığı içindir ki, yıkılmış, işgale uğramış bir İmparatorluğun külleri arasında 19 Mayıs 1919 günü Samsun da başlattığı kutlu yürüyüş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile devam etmektedir. Kim ne yaparsa yapsın devletimiz ebediyete kadar milleti ile var olacaktır.

Selam ve Dua ile..!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.